Anasayfa Editörün Seçtikleri Bartın’daki Türkiye manzarası: Esnaf da gençler de umutsuz

Bartın’daki Türkiye manzarası: Esnaf da gençler de umutsuz

, admin

Kübra  AY – Bartın

Bartın, Karadeniz’in küçük kıyı kentlerinden biri. Ancak Bartın, ne kente bağlı Amasra kadar turist çekebiliyor ne de genç işsizliğe çare bulabiliyor. Bartın’daki tablo, hem Türkiye’nin  hem de nüfus bakımından küçük kentlerin kendilerine özgü yaşadığı ekonomik sorunları net biçimde ortaya koyuyor. Esnaf da gençler de umutsuz.

Bartın, sürdürülebilir ve güvenceli işlerde çalışmak umuduyla dışarıya göç veren taşra kentlerinden biri. Henüz alışveriş merkezleri kenti kuşatmamış olsa da esnaf, ulusal ve küresel şirketlere ait mağazaların açılmasıyla epeydir küçülmeye başladı. Görüştüğümüz esnaflar, teşvik ve katılım payı alamadıkları için küçülmek zorunda kaldıklarını aktarırken, farklı kentlere giden gençlerin ortak sorunu ise asgari ücret düzeyinde bile maaş alamamak ve güvencesiz, sigortasız işlerde çalışmak zorunda kalmak. 

“10 müşteri bile gelmiyor”

Bartın’da, üç kuşaktır tekstil üretimi yapan bir aileden gelen Engin Çalık, artık sadece tekstil satışı yaptıklarını anlatıyor. Çalık, yaşadıkları süreci şöyle aktarıyor:

Engin Çalık

“1994’ten bu yana küçüldük. 2008’den itibaren devam eden ekonomik krizle ufak bir dükkân olarak kaldık. Bu vaziyette işçi çalıştıramıyorum. Günde on müşteri bile gelmiyor. Üretim olmadığı için gençler de istihdam olan illere göç ediyor. Mağazaya gelenler ancak küresel, büyük mağazalarda bulamadıkları  kalmayan bir ürünü almak için geliyor. Ya da önceden bildikleri için. Bu büyük firmalar destek ve teşvik paylarını yüksek alıyor. Biz de giderek ufalıyoruz.”

“Sadece nakliye parasına yetiyor”

Melahat Bilgin, Bartın’da 36 yıldır içecek ve meşrubat dağıtımcılığı yapıyor. Şimdilerde oğlu ve kızıyla beraber alkollü içecek ve meşrubat tedarikçiliğini sürdürüyor ancak sektör her geçen gün değişiyor. Melahat Bilgin, bu değişikliği, “Zincir mağazalar kendi satacakları içecekleri kendileri tedarik ediyor. Bu nedenle bizim dağıtımımız sonucu elde ettiğimiz kazanç sadece nakliye parasına yetiyor. Oğlu İhsan Bilgin de “Türkiye’deki tekel bayileri olarak zincir mağazalardan daha güçlüyüz ancak birleşirsek. Tütün Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu’nun kısıtlamaları elimizi kolumuzu bağlıyor. Zincir marketlerin oluşturduğu monopol piyasa dağıtımcılara büyük darbe vururken katkı ve teşvik payı da alamıyoruz” değerlendirmesi yapıyor. 

Melahat Bilgin ve İhsan Bilgin

Bartın’da yerel gazete çıkartan ve bir kitabevi işleten Esen Aliş ise pandemi sonrasında geçmiş alışkanlıklara dönüleceğini düşünüyor. Aliş, esnafın yetersizliğine işaret ediyor ve kendilerini yenileyememelerinin sıkıntı yaşanmasına yol açtığını belirtiyor. Aliş’e göre, online alışveriş alışkanlığı ve ulusal şirketlerin yarattığı tekelleşmeye karşı esnafın kendini yenilemesi ve dönüşmesi zorunlu. Aliş, genç işsizliğe bağlı göçlerin arttığı şehirde gençlerin kazandıkları ücrete kanaat etmediklerini, savruk yaşadıklarını savunurken, kırsaldan göçün çok fazla olmasının da işsiz sayısını yükselttiğini kaydediyor. 

Telefon tamirciliği ve ikinci el telefon satışı yapan Ferhat Kara da şikayetçi:

“Teknoloji mağazaları ve zincir marketler Bartın piyasasına girerek iş sektörünü dönüştürdü. Geçmişte bilgisayar ve sıfır telefon satarken artık telefon tamirciliği ve ikinci el telefon satışı gibi kârı geçmişteki kazancına oranla epey düşük bir iş yapıyorum. Mevcut piyasadaki denge noksanlığının yeni alanlarda uzmanlaşma yaratmaya zorluyor,  bu vaziyet ise birçok esnaf için sancılı.”

“12 yaşımdan bu yana çalışıyorum”

Eren Urkan

Bartın’da çalışan gençler de güçlüklerle boğuşuyor. Pandemiye kadar bir kafe işletmesinde garson olarak çalışan 18 yaşındaki Eren Urkan, “12 yaşımdan bu yana Bartın’da çeşitli esnafın yanında çalıştım. Oto döşemeden tutun da berber dükkânına kadar. Bazen de nakliye elemanı olarak çalışıyordum. En son bir kafede garson olarak çalıştım. Pandemi kısıtlamaları yüzünden doğal olarak çalışamıyoruz. Ancak çalıştığımız süreçte de asgari ihtiyaçlarımızı karşılayacak ödemeler alamıyorduk. Bartın’daki esnaf asgari ücretin altında maaş vermekte  üstelik günde 8-9 saat çalıştırıyor, haftada bir gün izin veriyor. Tabii en iyisi 8-9 saat çalıştırıyor, bazen geceleri de çalışıyoruz. Örneğin çalıştığım berberin yanında bir bayram öncesinde gece üçte dükkânı kapatmıştım. Ek mesai ücreti çok düşük, çoğu zaman ise hiç verilmiyor. Kurumsal bir iş yerini haklarımı güvence altında olduğu için tercih ederim. Ancak Bartın’da kurumsal iş olanakları çok kısıtlı, fabrikalar da çok az ve bu nedenle çalıştırılacak işçiye ihtiyacı olmuyor. Bartın’da kurumsal iş yerlerinde çalışabilmek kamu personeli olarak çalışmak gibi açıkçası. Bu sebepten elbette Bartın’dan göç etmeyi düşünüyorum. Bartın hem iş bakımından epey kısıtlı hem de insanın kendini gerçekleştirmesine olanak vermiyor.” dedi. Urkan kitap, giyim, teknoloji, ev içi ürünler gibi ihtiyaçlarını internetten aldığını çünkü seçeneğin fazla ve fiyatların uygun olduğunu, gıda alışverişinde ise yardımcı olabilmek için yerel esnaftan almaya gayret ettiğini ancak fiyatların yüksek olması sebebiyle zorlandığını da aktarıyor.

İşletme mühendisliği mezunu  24 yaşındaki Birke Şık,  “Bartın’da yerel bir dil kursunda satış ve pazarlamada tam zamanlı çalıştım asgari ücretin altında maaş alıyordum.  Çalışma koşullarım zordu. Pandemiden önce kafede de garsonluk yaptım,  yine asgari ücretin altında kazanıyordum. Kamusal alanda güvenceli çalışan olabilmek artık imkânsız, bize de mecburen hizmet sektörü yolu görünüyor. İşletme sahibi değilseniz Bartın’da çalışan olarak yaşayabilmenizin pek imkânı yok. Genç ve eğitimli insanlar için Bartın’da yeterli olanaklar sağlanamayacağından dolayı göç etmeyi elbette düşünüyorum. Büyük şehirlerde güvenceli iş imkânları Bartın’a göre fazla. Sınırlı sayıda fabrika olmasından dolayı üretim çok az, kurumsal firma da çok az. Şehrin kendisini bu bakımdan geliştirmesi gerek.” diyor. Şık, ihtiyaçlarını esnaftan almadığını fiyat olarak uygun olan zincir marketler ve internet alışverişi ile ihtiyaçlarını karşıladığını ilave ediyor.

Bartın’da bir fabrikada tekstil işçisi olarak çalışan 25 yaşındaki üniversite mezunu Orkun Bağrıyanık ise, Bartın’daki genç işsizliği şöyle değerlendiriyor:

“Bartın’da iş olanağı kısıtlı. Yaşamlarını idame ettirebilecek ücretler kazanabilmek için insanlar göç ediyor. Asgari ücretle geçinmek dahi zorken Bartın’daki esnaf asgari ücretin yarısı kadar maaş verebiliyor; üstelik esnafın yanında çalışan işçilerin çalışma saatleri yasal sınırın üzerinde. Bu yüzden kurumsal bir iş yerinde çalışmayı seçtim, fakat Bartın’daki fabrikalar çok az, herkes şanslı değil.” 

Felsefe mezunu ve Bartın’da çiftçilik yapan 30 yaşındaki Zehra Bakay ise kişisel deneyimini şöyle paylaşıyor: 

“Şu anda askerlik hizmetini yapan eşim,  Bartın’da esnafla beraber çalışıyordu ve tabii ki asgari ücret alamıyordu. Bu durum ülkenin mevcut krizinden dolayı olsa da işverenlerin de bunda oldukça payı var. Amiyane tabirle Bartın şehirleşmeye çalışan bir kasaba, burada iş bulunamaz ancak işi bizzat kendiniz oluşturabilirsiniz böylelikle belki birtakım imkânlar yaratılabilir fakat kimsede para yok. Bahsettiğim nedenlerden dolayı genç iş gücü için hem ümit var hem de ümit yok denebilir. Bu kentten göç etme fikri hep bir cepte aslında. Bu sıralar eşimle birlikte o cebi de sıklıkla yokluyoruz ama şu an için Türkiye’de yaşayacaksam Bartın’da kalmaya devam etmek daha makul görünüyor.” Bakay, ihtiyaçlarını almak için esnafı gezdiğini ve uygun fiyatlı olan esnaftan alışveriş yaptığını aktarıyor. Okumak istediği kitaplara sahaf, kütüphaneler veya kitap değişim kulüplerinden ulaştığını söylüyor. İki senedir giyim ve eşya gibi alışverişlerini ikinci elcilerden yaptığını, eğer çok mecburi ve acil ihtiyaçsa sömürüsüz çalıştığını bildiği mağazalardan alışveriş yaptığını, gıda ihtiyacını da pazar ve bahçesinden karşıladığını kaydediyor.

0 yorum
7

Yorum Yapın