Anasayfa Editörün Seçtikleri Pandemiden sonra hayatımızda sanat olabilecek mi?

Pandemiden sonra hayatımızda sanat olabilecek mi?

, admin

DUYGU MENTEŞ – İstanbul

Bütün toplumsal kesimlerin faaliyetlerini zora sokan Covid-19 Pandemisi, en çok da kültür ve sanat faaliyeti yürüten emekçilerin hayatlarını zorlaştırıyor. Pek çok Batı ülkesinde sanatçıların geçimlerini sürdürebilmesi için devletler tarafından etkili destek paketleri açıklanırken, Türkiye’de devlet sanatçılara proje karşılığı cüzi miktarlarda destekler veriyor. Kültür ve sanat faaliyetlerinin bu süreçte nasıl sürdürülebileceğine dair konunun muhataplarından görüş ve önerileri derledik.

Tiyatro Kooperatifi, 2020 yılının aralık ayında Çözüm Buluşmaları adıyla 4 oturum gerçekleştirdi. T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı katkıları ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Kültür Politikaları ve Yönetimi Araştırma Merkezi’nin işbirliğiyle gerçekleşen çevrimiçi seminerlerde kültür sanat kurumlarının nasıl hayatta kalacağına dair çözüm önerileri konuşuldu.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Itır Erhat’ın moderatörlüğünde gerçekleşen ilk seminerde “Kültür sanat kurumları kriz dönemlerinde nasıl hayatta kalabilir?” sorusu Altıdan Sonra Tiyatro ve Kumbaracı50 Genel Koordinatörü Gülhan Kadim ve Hollanda Kraliyet Başkonsolosluğu Kültür Baş müşaviri İpek M. Sur tarafından tartışıldı.

Sanatlarının icra edilebilmesi için neye ihtiyaç duydukları konusunda TC. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile daha sık iletişime geçilmesi gerektiğini vurgulayan Gülhan Kadim, kolayca yıkılmayacak bir sistem inşa edilebilmesi için tiyatroların nasıl işlediği, nasıl süreçlerden geçtiği ve dinamiklerinin ne olduğu konusunda TC. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile daha sık iletişime geçilmesi gerektiğini aktardı. Özel kuruluşların sanata verdiği desteğin azaldığını belirten Gülhan Kadim, Bakanlık, yerel yönetimler, özel kuruluşlar ve bireysel gönüllülükle tiyatroların faaliyetlerinin sürdürülebilir kılınabileceğini belirtti.

Kültür ve sanatın ayakta kalabilmesi adına uygulanacak politikaların süreklilik ve sürdürülebilirlik üzerine kurulmasında birlikteliğin ve diyaloğun önemine dikkat çeken İpek M. Sur ise konuşmasında, yaratıcılığı destekleyecek her şeye açık olunması ve sürekli iletişim halinde olunması gerektiğini belirtti.

Diğer yandan İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın da Nisan 2020’de yayımlanan “Pandemi Sırasında Kültür-Sanatın Birleştirici Gücü ve Alanın İhtiyaçları” adlı politika metnindeyse, kırılgan bir yapıda olan kültür-sanatın faaliyetlerine devam edilebilmesi için kamu, özel ve bireysel desteklere yönelik tedbirler ele alınıyor. Sanat faaliyetlerinin dijital olarak sürdürülmesi için kamu, özel ve bireysel destekçilerin sanatçılar ile işbirliği içerisinde olması gerektiği ve yerel yönetimlerin merkezi yönetim ve sanat çalışanları arasında iletişimi hızlandırması adına aracılık ve danışma görevlerini üstlenmesi gerektiği belirtilen metinde, özel sektörün yeni fonlar ve sponsorluk ilişkileri ile kültür ve sanatın gerekliliğini ön plana çıkaracak işbirlikleri geliştirmesi öneriliyor.

İKSV Kültür Politikaları Çalışmaları Direktörü Özlem Ece’nin TRT Akademi Dergisi’nin 10. sayısında yer alan “Pandemi Sırasında ve Sonrasında Kültür-Sanat” başlıklı makalesi de kültür ve sanat kurumlarının durumuna yönelik öneriler sunuyor. Kırılgan bir yapıya sahip olan kültür-sanat alanının kamu, özel, bireyler ve sivil toplum işbirliğiyle uzun vadede desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor. Makalesinde kültür ve sanatın tümünün aynı belirsizliği yaşadığı bu dönemde, birlikte hareket edilmeye her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulduğunu belirten Ece, kültür ve sanat alanına yönelik verilerin toplanmasını sağlayacak yapıların oluşturulmasının önem taşıdığını belirtiyor.

Tiyatro Kooperatifi Çözüm Buluşmaları, İKSV’nin yayımladığı politika metni ve İKSV Kültür Politikaları Çalışmaları Direktörü Özlem Ece’nin TRT Akademi Dergisi’nde yayımlanan makalesi kültür ve sanatın nasıl hayatta kalacağına dair benzer öneriler sunuyor. Ece’ye göre kamu, özel ve bireysel desteklerin sanat çalışanlarıyla yapacağı iş birliği, sanatın sesinin duyulmasında büyük önem arz ediyor.

Kadıköy Emek Tiyatrosu’ndan Oyuncu/Sahne Amiri Umut Göncü ise tiyatrolara verilecek destekler ile ilgili pek umutlu görünmüyor. Göncü yaptığı açıklamada, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Sesli Oyun, Dijital Oyun ve Turne Desteği olarak sunduğu desteklerden Sesli Oyun desteğine başvurduklarını, kabul aldıklarını fakat projeyi hayata geçirebilmek için T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan hala yanıt beklediklerine dikkat çekiyor. Yaz döneminde dijital oyun desteğine başvurduklarını ve destekten faydalandıklarını açıklayan Umut Göncü, bu desteğin belli bir kısmının vergilerle geri alındığını, yapılan destekten oyuncu giderleri, çekim giderleri gibi kalemlerin çıkarıldığı zaman ellerinde çok az bir miktarın kaldığını dile getiriyor.  

Pandemiden dolayı sanatlarının faal olarak icra edilebilmesinin mümkün olmadığını belirten Göncü, verilen destekten hak sahiplerine adil şekilde dağıtıldığında, telif hakları ve oyuncuların parası ödendiğinde tiyatrolarının ayakta kalması adına ellerinde pek bir şey kalmadığını aktarıyor.

Umut Göncü sözlerine “Dijital Oyun desteğinde, oyunun istenen süre boyunca haklarını devrediyorsunuz. O süre boyunca oyuncunun kaşesini vermek durumundasınız. Diyelim ki oyuncunun kaşesi 400 lira gibi bir ücret fakat devlet o oyunu ne kadar yayınlayacak belli değil. Siz verilen destek ile belirlenen süre boyunca oyuncunun kaşesini vermek durumunda oluyorsunuz.” diyerek devam ediyor.

Pandeminin ilk dalgası sona erdiğinde özel kurum ve vakıfların da kültüre katkı sunduğunu belirten Göncü, desteklerin devam etmesinin tiyatroların soluk almasında bir nebze olsun katkı sunacağını, tiyatrolarının, destek sayesinde oyuncular ve tiyatro emekçileri açısından bir miktar gelirinin olabileceğine dikkat çekiyor.

Yerel yönetimlerin ne yapabileceği ile ilgili şahsi fikrinin mülk sahiplerini vergiden muaf tutup vergiyi kiradan alma şeklinde bir desteğin yapılabileceğini dile getiren Göncü, hibe yönteminin İstanbul için pek mümkün olmayacağını, bu desteğin Bakanlıktan gelmesi gerektiğini vurguluyor. Pek çok tiyatronun verilecek desteğe ihtiyacı olduğunu belirten Göncü, desteğin bugün değil 2 ay sonra gelmesinin tiyatroların yeni bir kredi borcuna girmesine neden olacağının altını çiziyor.

Umut Göncü tiyatroların nasıl ayakta kalacağı ile ilgili “Bu destekler süreklilik kazanır ve biraz daha gerçekçi noktaya çekilebilirse tiyatrolar en azından sahneleri kapatmama noktasında ayakta kalır. Şu an leğenin dibindeki delik, musluktan akan sudan çok daha geniş. Gelen öylece gidiyor, biz sadece üstüne koyup borçları kapatmaya çalışıp diğer borçlarla biraz daha borçlanıyoruz” diyerek durumun vahametine dikkat çekiyor. Bu süreçte Tiyatro Kooperatifi’nin çok önemli bir yere sahip olduğunun tekrardan altını çizen Umut Göncü “Birlik ve beraberliğin olması daha iyi sonuç almanızı sağlıyor.” diyerek sözlerini tamamlıyor.

0 yorum
5

Yorum Yapın