Anasayfa Editörün Seçtikleri “Önümüzdeki tek engel önyargılarımız”

“Önümüzdeki tek engel önyargılarımız”

, admin

KADER KOZNAN – Gaziantep

Gaziantep’te dünyaya gelen Ekrem Demirbaş, doğuştan işitme engelli. Hayatın birçok zorlu evresinden düşe kalka çıktı. Babası onu terk etti. Annesi hep yanında oldu. Sporda başarılara koşarken maddi imkânsızlıklar ve sakatlıklar onu bu yolda tökezletti. Ama o mücadeleyi bırakmadı. Şimdi Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nde kendisi gibi engelli olan bireyler için mücadele veriyor.

Gaziantep’te yaşayan 26 yaşındaki işitme engelli Ekrem Demirbaş, hayatın getirdiği her türlü zorluğa rağmen engelleri teker teker aşmayı başardı. Zaman zaman istemediği durumlarla karşılaşsa da hiçbir zaman pes etmedi. Annesi, bebeklik çağlarında oğlunun engelli olduğunu fark ettikten sonra hayatını oğluna adadı. Demirbaş önce normal okula gitti. Gittiği okulda yaşadığı problemler nedeniyle öğretmenlerinin tavsiyesi üzerine işitme engelliler okuluna kayıt yaptırdı. Hayatının dönüm noktası ise babasının, oğlunun engeli nedeniyle annesini terk etmesi oldu. Babasının terkiyle birlikte yaşadığı düş kırıklığı Demirbaş’ı daha da hırslandırdı. Voleybol sporuna ilgi gösterdi. Birçok maçta başarıyla oynadı. Tam olimpiyatlara hazırlanıyordu ki, yaşadığı maddi sıkıntıların üzerine bir de sakatlık geçirmesi, onu çok sevdiği spordan alıkoydu. Bir de annesine bakması gerekiyordu.

Her yere iş başvurusunda bulundu fakat toplumda engelli istihdamı devlet zorunluluğu dışında tercih edilmediği için bu arayış epeyce sürdü. Sonunda Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nde kendisi gibi engelli bireylere hizmet verilen bir birimde işe başladı. Artık kendisini, işitme engelli bireylere adamıştı. Başından geçenleri anlatan Demirbaş, engellilerin sahada karşılaştığı sorunları da her platformda dile getiriyor. Demirbaş’ın 26 yıllık hayatındaki iniş çıkışlarını, işaret dili ile tercüman aracılığıyla kendi ağzından dinledik.

Anne hep bir gün oğlunun duyabileceğini ümit etti

Doğuştan işitme engelli olarak dünyaya gelen 26 yaşındaki Ekrem Demirbaş, annesi ve kız kardeşiyle birlikte Gaziantep’te yaşıyor. Demirbaş’ın işitme engelli olduğunu ilk olarak annesi fark etmiş. Demirbaş bu durumu şöyle anlatıyor: “Doğuştan işitme engelli olduğumu ilk olarak annem anlıyor. Hiçbir sese tepki vermediğim için bu durum annemde bir tedirginlik oluşturuyor. Daha sonra annem benim iyileşmem için Eskişehir’de bulunan hastaneye götürüyor. Doktor muayenesinde bana, doğuştan işitme engelli olduğum teşhisi konuluyor. Bunun üzerine annem diğer çocuğum da engelli olur kaygısıyla benden sonra çocuk yapmama kararı alıyor. 5 yaşına geldiğimde ise annem bana işitme cihazı alıyor, daha iyi duyabilmem için de rehabilitasyon merkezine kaydediyor. Benim iyileşeceğime dair umudunu hiç kaybetmeyen annem, tam 15 yıl her gün benimle rehabilitasyon merkezine geldi gitti.’’

“Engelli olduğum için hem utanıyor hem de korkuyordum”

Demirbaş, okula başlama süreci ile okul yaşamında karşılaştığı sorunlardan dolayı kendini hep yalnız hissettiğini ifade ediyor. Demirbaş, “6 yaşına geldiğimde annem, artık okula gitmem gerektiğini söyledi. Annem, işitme engelli okulu olup olmadığını bilmediği için beni engeli olmayan bireylerin gittiği okula gönderdi. Okuldaki arkadaşlarımın hepsi konuşuyor, birbirlerini anlıyordu. Oysa ben ne konuşabiliyorum, ne duyabiliyorum, ne de kimseyi anlayabiliyordum.  Öğretmenimiz çocuklara sürekli tahtada yazı yazıyordu, bir şeyler anlatıyordu ama benim için hiçbir şey yapmıyordu. Sınıftaki çocuklar ben engelliyim diye üzerime sürekli mandalina ve elma kabuğu fırlatıyor, yerden aldıkları çöpleri üzerime atıyorlardı. Okulda, sınıfta, kısacası her yerde benimle dalga geçip, gülüyorlardı. Sınıfta tek başıma kalmıştım, kimseyi anlayamıyordum ve kendimi ifade edemiyordum. Çok zorlu bir süreçti benim için. Engelli olduğum için hem utanıyordum hem de korkuyordum” diyerek okul çağında yaşadığı sıkıntıları üzülerek hatırlıyor.

“Sosyalleşmek beni kendime getirdi”

Demirbaş’ın okulda yaşadığı sorunları annesinin fark etmesi üzerine yeni başlangıçlar da beraberinde geliyor. Demirbaş’ın annesi yaşanan sorunları öğretmeniyle konuşunca çözüm de bulunmuş. Demirbaş’ın öğretmeni, annesini işitme engellilerin gidebileceği bir özel eğitim kurumunun varlığından haberdar etmiş. Demirbaş’ın eğitim hayatındaki değişimin devamını kendisinden dinleyelim: “Annem vakit kaybetmeden kaydımı alıp direkt engelliler okuluna kayıt yaptırdı. Orada herkes benim gibi engelliydi.  Etrafımdaki çocuklarla iletişim kurunca bir anda bir sürü arkadaşım olmaya başladı. O kadar mutlu oldum ki çok kısa bir sürede işaret dilini öğrendim.  Bu esnada annem benim iyi bir eğitim almam için sürekli araştırma yapıyordu. Hayata ve kendime küsmemem için çok çaba sarf ediyordu. Benim de arkadaşlarım olsun onlarla gezeyim diye engelliler derneğini araştırdı. Annem, Gaziantep’te işitme engellilerin derneğini bulduktan sonra hemen kaydımı yaptı. Bu sayede benim gibi olan arkadaşlarımla dernekte tanışma imkânım oldu.”

Anne-babanın ayrılması dönüm noktası oldu

Anne ve babasının ayrılmasından sonra hayatında bir dönüm noktası yaşadığını belirten Demirbaş, buna kendisinin engelli olmasının sebep olduğuna dikkat çekiyor ve şöyle devam ediyor: “Annem ve babam, ben 17 yaşındayken boşanma kararı aldı. Sebebi ise babamın benim engelli oluşumu kabul etmemesiydi. İşitme engelli olduğum gerekçesiyle babam tarafından alınmış bu karar benim hayatımın dönüm noktasını oluşturdu. Babam bizi terk ettikten sonra ailenin bütün yükü annemin üzerine kaldı. Bu süreçte annemi yalnız bırakamazdım. Anneme nasıl yardımcı olurum diye kendimle mücadele etmeye başladım. Annem, her ne kadar benimle gurur duyduğunu her seferinde söylese de gerçek anlamda anneme bir gurur yaşatmak istedim ve bu sebeple spora başladım. Voleybola ilgim olduğunu fark ettim ve kendimi geliştirdim. Olimpiyatlara hazırlandım, büyük başarılara imza atarak annemi gururlandırdım. Milli sporcu olmayı çok istedim, bu amaç uğruna ayağımı sakatladım. Fakat bir süre sonra maddi imkânsızlıklar yüzünden çok sevdiğim voleybola devam edemedim.”

“Önümüzdeki tek engel önyargılarımız”

Liseyi bitirdikten sonra üniversite için kolları sıvayan Demirbaş, girdiği üniversite sınavlarından hep düşük puan alıyor. Sınavlardaki başarısızlığının nedeninin engelsiz bireylerle aralarındaki bir türlü kapanmayan eğitim farkı olduğuna dikkat çeken Demirbaş sözlerine şöyle devam ediyor: “Biz işitme engelli bireyler, okuma ve yazmayı çok bilmiyoruz. Uzun uzun metinleri ve karmaşık cümle yapısını anlamakta güçlük çekiyoruz. Bu yüzden engelsiz bireylerle aynı sınava girmek bizi hep geriden getiriyor. Ama annemin bana olan inancı ve duasıyla Gaziantep Üniversitesi Naci Topçuoğlu Meslek Yüksekokulu Halı Desinatörlüğü bölümünü kazanarak ön lisans programına kaydoldum. Tabi okulu kazandığıma yine kimse inanmadı. İşitme engelli biri nasıl üniversite okur diye dalga geçtiler. Annem, insanların bu yaklaşımından dolayı istersem okula gitmek zorunda olmadığımı söylese de ben azimle bu diplomayı alacağımı söyledim. Üniversite yıllarımda yine çok zorluklar yaşadım. Arkadaşlarımın yardımı ve hocalarımın anlayışı ile bu iki yıllık süreci bitirip üniversite mezunu oldum.”

“Engellilerin istihdamı mükâfat değil hak”

Üniversiteyi bitirdikten sonra birçok kuruluşa özgeçmişini bıraktığını söyleyen Demirbaş, hiç kimsenin bir işitme engelliye iş vermek istemediğine dikkat çekiyor. İş arama sürecinde insanların, engelli bireylere karşı ne kadar önyargılı olduklarını iyice anladığını hatırlatan Demirbaş, üç yıl süren iş bulma macerasının ayrıntılarını şöyle dile getiriyor: “İş başvurusu yaptığım her yerde işitme engelli olduğum için kimse bana iş vermedi. Kimse benim çalışabileceğime, bir şeyler başarabileceğime neden inanmadı bu konuda ben de anlam veremedim. Artık üniversiteyi de bitirmiştim ve anneme yardımcı olmam gerekiyordu. Bunun için annemle konuştum ve bana bu konuda anlayış göstermesini istedim. Daha sonra annem, bu durumu dayıma anlattı ve benim iş bulmam konusunda yardım istedi. Tam üç yıl gibi uzun bir aradan sonra dayım, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Engelliler ve Sağlık Hizmetleri Daire Başkanı Dr. Serdar Tolay ile görüştü. Bu görüşmeden sonra ben, Büyükşehir Belediyesi’nde işe başladım. Yaklaşık iki yıldır burada çalışıyorum ve benim gibi engelli bireylerin sorunlarını çözüp yaşamlarına kolaylık sağlamaya gayret ediyorum.”

“Annem benim pelerinsiz kahramanım”

Şu an 26 yaşında olan Demirbaş, onu yetiştiren, hayatının her noktasında yanında olan annesi Gül Kızılaslan’a çok teşekkür ederek, O’na olan minnetini şu cümlelerle dile getiriyor: “Annem benim pelerinsiz kahramanım. Hayatım boyunca her anımda yanımda oldu her zorluğa benim için göğüs gerdi. Bana olan inancını asla yitirmedi. Şimdilerde ise annemin sayesinde benim gibi işitme engelli olan nişanlımla evlilik hazırlığı yapıyorum.” Hayatın diğer insanlara göre kendisi gibi engelli olan bireyler için çok daha zor olduğuna dikkat çeken Demirbaş, engelsiz bireylerden zaten zor olan hayatlarını daha da zorlaştıracak ayrımcılık görmek istemediklerini şu cümlelerle dile getiriyor: “Bu zorlu hayatta bizlerin yaşamını kolaylaştıracak engelsiz bireylerden bir tek isteğim var: Çocuklarını engelli olan ya da kusuru olan çocuklarla dalga geçmemelerini öğretmelerini istiyorum. Bu hayat sadece engelsiz bireylere verilmedi bizler de yaşamın her noktasında varız. Dalga geçmek, alay etmek ya da ötekileştirmek bizlerin sadece yaşamın güzel yanlarını görmekten alıkoyuyor. Empati yapmalarını istiyorum. Herkes nasıl ikinci, üçüncü dili öğreniyorsa bizimle iletişime geçmek için biraz da olsa işaret dilini öğrenmelerini istiyorum.”

“E-KPSS’de yeni düzenlemeler yapılabilir”

Üniversite ve E-KPSS sınavlarında yaşadığı sorunları da dile getiren Demirbaş, bu alanda engelli bireyler için hakkaniyetli davranılması için yetkililere şöyle sesleniyor: “Biz işitme engelliler, başta üniversite sınavı olmak üzere birçok sınavın yanında devlet memuru olmak için E-KPSS sınavına giriyoruz. Fakat bizler, E-KPSS sınavına bedensel engelliler gibi giremiyoruz. Biz işitme engelli olduğumuz için uzun ve karmaşık cümlelerden anlamıyoruz. Kısacası yazarak ya da konuşarak değil işaret diliyle iletişim kuruyoruz. Bunun için ayrı bir sınava tabi olmak istiyoruz. Bu mağduriyetin giderilmesi ve yeni bir düzenleme yapılması için yetkililerden yardım istiyoruz.”

0 yorum
9

Yorum Yapın