ABD Yüksek Mahkemesi, Trump yönetiminin Kaliforniya’da vatandaş olmadığı şüphesiyle listelenen 20 binden fazla kişinin posta yoluyla kullandığı oyların ayrılarak sayım dışında tutulması yönündeki acil başvurusunu reddetti. Gerekçe açıklanmayan karar, ara seçimlerin arifesinde federal yönetimin talebine karşı eyaletin seçim prosedürlerinin uygulanmasının önünü açık bıraktı. Alt mahkemeler, federal yönetimin listesinin güvenilirliği ve talep edilen işlemin seçmenlerin oy hakkını tehlikeye atabileceği gerekçesiyle benzer başvuruları kabul etmemişti.
ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump yönetiminin Kaliforniya’daki posta oylarının bir bölümünün ayrılması talebini 2 Kasım Pazartesi günü reddetti. Bugün yapılacak ara seçimlerin hemen öncesinde verilen karar, Adalet Bakanlığının acil müdahale başvurusunu sonuçsuz bıraktı.
Adalet Bakanlığı, federal yönetimin vatandaş olmadığı şüphesiyle belirlediği 20 binden fazla kişinin posta oylarının diğer pusulalardan ayrılmasını ve vatandaşlık durumları doğrulanana kadar sayılmamasını istemişti. Yüksek Mahkeme bu talebi kabul etmedi.
Mahkemenin yayımladığı tek cümlelik, imzasız kararda ret gerekçesine yer verilmedi. Kararda herhangi bir yargıcın karşı oy kullandığı da belirtilmedi. Mahkeme, Kaliforniya seçim yetkililerinden başvuruya yanıt vermelerini istemeden karar verdi.
Karar, federal yönetimin seçim öncesinde talep ettiği oy pusulalarının ayrılması işleminin uygulanmasını engelledi. Ancak Yüksek Mahkeme, listedeki kişilerin vatandaşlık durumları veya oy kullanma hakları hakkında nihai bir değerlendirme yapmadı. Mahkemenin kararı, yalnızca temyiz süreci devam ederken istenen acil tedbir başvurusuna ilişkindi.
20 binden fazla kişilik liste nasıl hazırlandı?
Hukuki süreç, ABD İç Güvenlik Bakanlığına bağlı ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri (USCIS) ile Homeland Security Investigations (HSI) birimlerinin Kaliforniya seçmen kayıtları üzerinde yürüttüğü incelemeyle başladı.
Federal kurumlar, 2026 yaz aylarında eyaletin seçmen kayıtlarını inceledi ve vatandaş olmadığı düşünülen kişilerin yer aldığı bir liste hazırladı. 12 Ekim’de Kaliforniya yönetimine ve Los Angeles County seçim yetkililerine iletilen listede 20 binden fazla kişinin adı bulunuyordu.
Federal yönetim, bu kişilerin seçmen kayıtlarında yer aldığını ve posta yoluyla oy pusulası gönderildiğini savundu. Yetkililerden listedeki kişilerin vatandaşlık durumlarını incelemeleri, oy pusulalarını diğerlerinden ayırmaları ve doğrulama tamamlanana kadar saymamaları istendi.
Ancak listedeki kişilerin tamamının gerçekten vatandaş olmadığı veya posta yoluyla oy kullandığı bağımsız biçimde doğrulanmış değil. Bu nedenle Kaliforniya yönetimi ve yerel seçim yetkilileri, federal kurumların kullandığı verilerin güvenilirliğine itiraz etti.
Adalet Bakanlığı, 15 Ekim’de Kaliforniya eyaleti, Kaliforniya Eyalet Sekreteri Shirley Weber ve Los Angeles County seçim yetkilisi Dean Logan’a karşı dava açtı. Bakanlık, eyaletin vatandaş olmayan kişilerin federal seçimlerde oy kullanmasını önlemeye yönelik federal yasayı uygulamadığını ileri sürdü.
Federal yönetim, listedeki kişilerden gelen oy pusulalarının vatandaşlık durumları doğrulanana kadar ayrılmasını istedi. Adalet Bakanlığının talebi, oyların doğrudan iptal edilmesinden ziyade, doğrulama tamamlanana kadar sayım dışında tutulmasını öngörüyordu.
Kaliforniya’da 23 milyondan fazla kayıtlı seçmen bulunuyor. Eyalette kayıtlı seçmenlere posta yoluyla oy pusulası gönderiliyor. CBS News’in 2 Kasım tarihli haberine göre seçim ofislerine 6 milyondan fazla posta oy pusulası ulaşmıştı.
Alt mahkemeler federal yönetimin talebini reddetti
Adalet Bakanlığının başvurusu, davanın farklı aşamalarında federal mahkemeler tarafından reddedildi. Dava önce Kaliforniya Merkez Bölge Federal Mahkemesinde görüldü. Yargıç David O. Carter, 28 Ekim’de Trump yönetiminin geçici tedbir talebini reddetti.
Carter, federal yönetimin vatandaş olmadığı iddia edilen kişileri belirlemek için kullandığı yöntemin belirsizlikler ve hata riski taşıdığını belirtti. Yargıç, doğruluğu yeterince ortaya konmamış bir listeye dayanarak seçmenlerin oylarının ayrılmasının, oy kullanma hakkına sahip ABD vatandaşlarının da hak kaybına uğramasına yol açabileceğine dikkat çekti. Carter ayrıca seçim arifesinde federal yönetimin eyalet ve yerel seçim yetkililerini kendi anayasal seçim prosedürlerini terk etmeye zorlamasının daha önce görülmemiş bir durum olduğunu ifade etti.
Adalet Bakanlığı kararı temyize taşıdı. 9'uncu Temyiz Mahkemesi, 30 Ekim’de federal yönetimin acil tedbir talebini 2'ye karşı 1 oyla reddetti. Yargıçlar Mark Bennett ve Gabriel Sanchez çoğunluk kararında, federal yönetimin talep ettiği işlemin seçim devam ederken uygulanmasının ciddi sorunlara yol açabileceğini belirtti. Yargıç Patrick Bumatay ise karşı oy kullandı. Mahkeme, federal yönetimin vatandaş olmayan kişilerin federal seçimlerde oy kullanmasını yasaklayan 18 USC 611 sayılı yasaya dayanarak Kaliforniya’nın seçim prosedürlerini değiştirmesini zorunlu kılamayacağı değerlendirmesinde bulundu.
Kararda, söz konusu federal yasanın vatandaş olmayan kişilerin federal seçimlerde oy kullanmasını suç saydığı, ancak eyaletlerin posta yoluyla kullanılan oyları nasıl ayırması gerektiğine ilişkin bir işlem veya prosedür belirlemediği vurgulandı. Mahkeme ayrıca, federal yönetimin talep ettiği işlemin uygulanabilmesi için Kaliforniya seçim sisteminde yeni prosedürler oluşturulması gerekeceğine dikkat çekti. İşlemlerin seçim devam ederken değiştirilmesinin oy sayımını aksatabileceği, seçmenlerin hak kaybına uğramasına ve seçim yönetiminde ciddi sorunlara yol açabileceği belirtildi.
Karara karşı çıkan Yargıç Bumatay ise federal yönetimin talebinin oyları doğrudan iptal etmek değil, vatandaşlık durumları doğrulanana kadar geçici olarak ayırmak olduğunu savundu.
Federal listenin güvenilirliği tartışma konusu
Kaliforniya yönetimi, federal kurumların hazırladığı listenin doğruluğunu sorguladı. Eyalet yetkilileri, listedeki kişilerin vatandaşlık durumlarının güvenilir biçimde belirlenmediğini ve yanlış eşleştirmelerin ABD vatandaşı olan seçmenleri de şüpheli konumuna düşürebileceğini savundu.
9'uncu Temyiz Mahkemesinin 30 Ekim tarihli kararında da listenin hazırlanma yöntemine ilişkin eksikliklere yer verildi. Mahkeme, federal yönetimin kullandığı veri eşleştirme yönteminin hata oranını ortaya koyan yeterli bilgi sunmadığını belirtti. Kararda, federal kurumların üçüncü taraf veri analizlerinden nasıl yararlandığının ve isimlerin Sosyal Güvenlik kayıtlarıyla nasıl eşleştirildiğinin yeterince açıklanmadığı kaydedildi. Mahkeme, listenin doğruluğuna ilişkin bu belirsizliklerin acil tedbir talebinin kabul edilmemesi yönündeki değerlendirmede etkili olduğunu bildirdi.
Mahkemenin dikkat çektiği bir diğer konu, posta oylarının işlenme biçimiydi. Oy pusulaları seçim ofislerine ulaştıktan sonra seçmen kimliğini içeren zarflardan ayrılıyor ve gizlilik ilkesi gereği anonimleştiriliyor. İşlenmiş oyların yeniden belirli seçmenlerle eşleştirilmesi mümkün olmayabiliyor. 9'uncu Temyiz Mahkemesi, bu nedenle federal yönetimin talep ettiği ayrıştırma işleminin yalnızca idari bir karar olmadığını, seçim sistemlerinde yeni teknik ve idari süreçler oluşturulmasını gerektireceğini belirtti.
Kaliforniya yönetimi, eyalette vatandaş olmayan kişilerin federal seçimlerde oy kullanmasını önlemek için mevcut denetim mekanizmalarının bulunduğunu savunuyor. Seçmen kayıtlarında vatandaşlık beyanı isteniyor ve posta oyları kayıtlı seçmen bilgileriyle imza karşılaştırması yapılarak kontrol ediliyor.
Tartışmanın merkezinde eyaletlerin seçim yetkisi var
Dava, ABD’de federal yönetim ile eyaletlerin seçimleri düzenleme yetkileri arasındaki sınırları da gündeme getirdi.
ABD Anayasası’nın Seçimler Maddesi (Elections Clause), Kongre seçimlerinin zamanını, yerini ve yürütülme biçimini düzenleme konusunda temel sorumluluğu eyalet yasama organlarına veriyor. Kongre ise yasayla bu düzenlemeleri değiştirme yetkisine sahip.
Trump yönetimi, vatandaş olmayan kişilerin federal seçimlerde oy kullanmasını yasaklayan 1996 tarihli 18 USC 611 sayılı federal yasaya ve federal hukukun üstünlüğü ilkesine dayanıyor. Adalet Bakanlığı, Kaliforniya’nın şüpheli seçmen kayıtlarını incelemeyerek federal yasanın uygulanmasını engellediğini savunuyor.
Kaliforniya ise federal yasanın vatandaş olmayan kişilerin oy kullanmasını yasakladığını kabul etmekle birlikte, bu hükmün federal yönetimin eyalet seçim prosedürlerini doğrudan değiştirmesine yetki vermediğini belirtiyor.
9'uncu Temyiz Mahkemesi de 30 Ekim tarihli kararında, 18 USC 611 sayılı yasanın eyaletlerin posta oylarına ilişkin mevcut prosedürlerini değiştirmeyi zorunlu kılan bir hüküm içermediğine dikkat çekti. Mahkeme, federal yönetimin farklı bir seçim prosedürü gerektiğini düşünmesi hâlinde bu değişiklik için Kongreye başvurması gerektiğini belirtti.
Bu nedenle dava, yalnızca 20 binden fazla kişinin vatandaşlık durumuna ilişkin bir uyuşmazlık değil. Aynı zamanda federal yürütmenin, seçim süreci devam ederken eyaletlerin oy sayımına hangi koşullarda müdahale edebileceğine ilişkin anayasal bir tartışma niteliği taşıyor.
Dava seçim sonrasında da sürecek
Yüksek Mahkemenin 2 Kasım tarihli kararı, Kaliforniya’daki oy pusulalarının federal yönetimin talep ettiği şekilde ayrılmasını öngören acil tedbir başvurusunu sonuçsuz bıraktı. Eyalet seçim yetkilileri, mevcut seçim prosedürleri çerçevesinde oy sayımını sürdürebilecek.
Ancak karar, davanın tamamen sona erdiği anlamına gelmiyor. Kaliforniya’daki federal dava devam ediyor. Yargıç Carter, federal yönetimin hazırladığı listenin doğruluğunun ve kullanılan yöntemin incelenmesi için süreci hızlandırdı.
Taraflardan, listenin güvenilirliği ve hazırlanma yöntemi konusunda uzman tanıklar da dahil olmak üzere tanık listelerini 6 Kasım’a kadar sunmaları istendi. Mahkeme, sonraki duruşmayı 13 Kasım’a planladı.
Dolayısıyla Yüksek Mahkemenin kararı, seçim öncesinde oy pusulalarının ayrılması yönündeki talebi engellemiş olsa da federal yönetimin listesinin doğruluğu ve seçim yetkilerinin sınırları konusundaki hukuki tartışma devam ediyor.
Washington ve Alaska'da da hukuki girişimler
Öte yandan Trump yönetiminin seçim süreçlerine ilişkin girişimleri Kaliforniya ile sınırlı değil.
Adalet Bakanlığı, Washington eyaletinde de vatandaş olmadığı iddia edilen 400'den fazla kişinin seçmen kayıtlarında bulunduğunu öne sürerek eyalet yönetiminden bu kişilerin posta oylarını ayırmasını istedi. Washington Eyalet Sekreteri Steve Hobbs, federal yönetimin gönderdiği listedeki kişilerin önemli bölümünün ABD vatandaşı olduğunu veya aktif seçmen kaydına sahip bulunmadığını belirterek listenin güvenilirliğini sorguladı.
Adalet Bakanlığı ayrıca Alaska'daki Senato seçiminin sonuçlarının onaylanmasını engellemeye yönelik ayrı bir dava açtı. Cumhuriyetçi Senatör Dan Sullivan'ın seçimi kaybetmesi durumunda sonuçların onaylanmasının durdurulmasını isteyen bakanlık, oy pusulasında aynı ismi taşıyan başka bir adayın bulunmasının seçmenleri yanıltabileceğini savundu. Federal yargıç, 1 Kasım'da davayı reddetti.

